CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu KRT TV canlı yayınında Selen Yalaz ve Yavuz Oğhan'ın konuğu oldu.
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu KRT erkanlarında şunları söyledi:
Değişim arzusu var, toplumun her kesiminde görüyorsunuz. Bu değişim arzusunu sandığa yansıtmak gerekiyor. Şikayet etmeyen hemen hemen hiçbir kesim yok. Sarayda oturup 4-5 yerden maaş alanların durumu gayet iyi, dış politikayla ilgili bir makale bile okumamış kişilerin büyükelçiliğe atandığını görüyorsunuz. Havuz medyasının da keyfi yerinde, onlara da kamu bankalarından kaynak aktarılıyor.
4-4,5 milyon hane sosyal yardım alıyor. Aslında bu sosyal yardımlar sınırlı sayıda ve şöyle bir propagandayla yapılıyor: Bakın iktidar değişirse siz bunları alamazsınız. Bir anlamda tehdit ediyorlar, aynı propagandayı yerel seçimlerde de yaptılar. Oysa hiçbir yardım kesilmedi, tam tersine arttı.
'MİLLETİ KURU SOĞANA MUHTAÇ ETMİŞSİNİZ, SONRA DIŞ GÜÇLER DİYORSUNUZ'
Asgari ücreti yeteri kadar artırmayın diyenler dış güçler mi? Her ülke rekabet içindedir, siz kendinizi dış güçlere teslim ettiyseniz o ayrı bir şey. Memleketi perişan etmişsiniz, milleti kuru soğana muhtaç etmişsiniz; sonra dış güçler diyorsunuz.
Yönetemiyorlar. Bir yönetim kendi beceriksizliğini başkalarının üzerine atıyorsa bilin ki yönetemiyor. Sıradan vatandaşların dış güçlerin ülkeyi bu hale getirdiğine inandıklarını düşünmüyorum.
Acı olan şey, Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin düştüğü acizlik. İnsanda biraz utanma olur, er meydanına eşit koşullarda çıkılır. Sen devletin bütün gücünü arkana almışsın, üzerinden karalama kampanyası başlatarak Kılıçdaroğlu'nu yenmeye çalışıyorsun. Yenemezsin kardeşim, yenemezsin. Ahlaklı olursan gel yanıma, oturursun tartışırsın.
Biz her şeyden önce ülkemizin çıkarlarını düşünürüz. Türkiye için demokrasi istiyoruz, uygar dünyanın bir parçası olmak istiyoruz. Biz gizli kapaklı ne yapacağız? Ünal Bey ne yapacak?
'SEÇİM İLK TURDA BİTECEK'
Seçim ilk turda bitecek. Bir değişim talebi dipten geliyor. Daha iyi koşulları getireceğiz Türkiye'ye. Ekonomik krizden Türkiye'yi çıkaracağız, çok kararlıyız.
Türkiye'nin kaderini değiştirecek olan gençler... Gençlerin tarih yazacağı bir ortam var. Bir otoriter yönetimi demokratik yollarla yolcu etmiş oluyorlar. Siz bunu yaptığınızda dünya siyaset tarihine çok güzel bir armağan bırakacaksınız.
'SURİYELİLERİ 2 YIL İÇİNDE GÖNDERECEĞİM'
Devlet talimatla yönetilmez. Türkiye'deki Suriyelileri 2 yıl içerisinde göndereceğim. Gelecekler Türkiye'de tatil yapacaklar. Asıl tehlike şu: 3 milyon 600 bin Suriyeli, 20 yıl sonra bunların hepsi yaşlandığında ne olacak? Yüzde 99,9'unun sigortası yok.
İnsan sömürüsü üzerine sanayi oluşur mu? Bu Türkiye'nin itibarıdır, Türkiye'nin itibarı kişi çalışıyorsa hakkını teslim etmektir. Aksi halde hak yemiş oluyorsunuz, bu Türkiye'nin itibarına yapılmış en büyük haksızlıktır.
Şöyle bir mantıkla asla devleti yönetmeyeceğiz: Geldik, her şeyi darmadağın edeceğiz ve yeni bir şey yapacağız. Kinle, intikam duygusuyla devlet yönetilmez; devlet adaletle yönetilir.
'Her şeyi biz biliriz, bürokrasi ne demektir' diyorlar. Bürokrasi, devlet demektir. Bağımsız kurumların ilgili oldukları bakanlıklar var, seçimden sonra bakanlıklar hemen belirlenecek ama bakan atar gibi bürokrat atayamazsınız.
Bizim kazanmamızı darbe olarak tanımlamak demokrasiye inanmamak demektir. Seçim kararını alan sen, tarihini belirleyen sen, Meclis'i fesheden sen; şimdi diyorsun ki 'Sandıktan benim adım çıkmazsa bu bir darbedir.'